Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Gök Gürültülü

Çoğunluğu 68’lililer Kuşağı, Vatan Partisi’den Toplu İstifalar…

Çoğunluğu 68’lililer Kuşağı, Vatan Partisi’den Toplu İstifalar…
12.02.2021
94
A+
A-
  1. Vatan Partisi’nde istifalar devam ediyor. Çoğunluğu 68 kuşağından devrimci isimler de istifalarını açıkladı.

Basına ve kamuoyuna açıklama:

Vatan Partisi’nden neden istifa ediyoruz?

ARA REKLAM ALANI

50 yıllık Aydınlık hareketi ve Vatan Partisi, geçtiğimiz beş yıldır yaşanan ve giderek ideolojik bir karaktere bürünen derin siyasal ve örgütsel sorunlar nedeniyle bir yol ayrımına gelmiştir. Yol ayrımını belirleyen temel etken; Genel Başkan ve Genel Merkez yönetiminin, Parti’nin devrimci ideolojik ve siyasal hattından uzaklaşması, Türk Devriminin (MDD) stratejik programından, onun ilke ve değerlerinden kopmasıdır. Böylece, Türk Devrimine ideolojik ve stratejik olarak düşman bir mafyatik-tarikatçı-İhvancı gücün eklentisi, uzantısı haline gelmiş; onun günlük siyaset ve taktiklerinin edilgen bir izleyicisi konumuna savrulmuştur. Bütün eleştiri ve uyarılara rağmen, girilen bu yolda ısrar edilerek geri dönülmez bir noktaya gelinmiştir.

Devrimci ilke ve değerlerden kopup sağa savrulmanın ve sistemin bir parçası haline gelmenin pratikteki somutlanışı, Parti’nin hem niceliksel hem de niteliksel temel hedefi olan bağımsız devrimci bir kuvvet merkezi olma amacından fiilen vazgeçilmiş olmasıdır. 2015’te Vatan Partisi’nde birleşen ve büyük bir çekim enerjisi oluşturan Türkiye’nin devrimci yurtsever dinamikleri, geçtiğimiz bu beş yıllık süreçte izlenen yanlış siyasal taktik, yöntem, söylem ve usluplar sonucu darmadağın edilmiştir. Aydınlık satışının 1500’lere kadar düşmesi bunun somut göstergesidir. Kısacası, Parti’nin devrimci program ve stratejisi, AKP yandaşı günlük, konjönktürel siyaset ve taktiklere kurban edilmiştir.

Devrimci bir partinin bütün faaliyetlerinin odaklandığı temel hedef, ideolojik ve siyasal bağımsızlığını koruyarak iktidar olmak için gerekli kuvveti yaratmaktır. Her siyasal parti için geçerli olan bu ilke, devrimciler için bütün çalışmaların özünü, can damarını oluşturur. Bu ilke, aynı zamanda siyasi ve örgütsel çalışmalarda doğru ile yanlışı, başarı ile başarısızlığı ayırdetmenin biricik ölçütüdür. Genel Başkanın bütün söz ve eylemleri, Devrim kavramının gerçek özünün boşaltılıp devrimin önderliğinin Tayyip Erdoğan’lara bırakıldığını, dolayısıyla bağımsız kuvvet yaratmaktan fiilen vazgeçildiğini göstermektedir. Böylece Parti bir fikir kulübüne, AKP iktidarının bir yan örgütüne, stratejik danışma kuruluşuna indirgenmiştir. Bu durum, Vatan Partisi’nin bağımsız bir siyasal özne ve kimlik olma özelliğini yitirdiğini göstermektedir.

Oysa, hem en etkili eleştiriyi, hem de de en güçlü caydırıcılığı içeren bağımsız devrimci kuvvet olmak, uzun vadeli, kararlı ve tutarlı bir vatan savunması ve vatan savaşının, “tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” hedefine ulaşmanın biricik güvencesidir. Bu nedenle, esas görev, Vatan Partisi’nin merkezinde olduğu bağımsız devrimci bir kuvvet yaratmak iken, ikisi de emperyalizm projesi olan partilerden açıkça birinin yanında yer almayı seçmek, Türkiye’nin devrimci yurtsever dinamikleri açısında kabul edilemez bir sapmadır.

Sık sık tekrarlanan “çığ gibi büyüyoruz”, “akın akın bize katılıyorlar” gibi gerçek dışı, aşırı abartılı söylemler, Parti’deki muazzam küçülmeyi gizleme, perdeleme amaçlı ve sorunlu bir ruh halini yansıtmaktadır. Üstelik, Tayyip Erdoğan ve AKP sözcülerinin, çoğu yalanlarla örülü, günü kurtarmaya yönelik yapay gündem yaratma amaçlı demagojik söylemleri “devrimci” tavır olarak “altına imza atılıp” yüceltilmekte alkışlanmaktadır. Dahası, iktidarın “milli ve yerli”ci, Batı karşıtı çoğu samimiyetten ve tutarlılıktan uzak yapay açıklamaları, “iktidarı biz yönlendiriyoruz” avuntusuyla sahiplenilerek gülünç duruma düşülmektedir.

Sözkonusu büyük kuvvet kaybının hesabını veremeyen/vermeyen bir yönetimin devrimci bir önderlik olarak saygın varlığını sürdürmesi, ciddiye alınması, devrimci ilkeleri geliştirmesi ve yaşatması olanaksızdır. Bu durumda ne emekçileri ne de Atatürkçü devrimci yurtsever aydınları kazanması ve onları temsil etmesi mümkündür.

Cumhur İttifakı’yla birleşme, onunla aynı cephede görünme siyasetinde ısrar etmek, “adaletin altın çağı” diyerek onların hak ve adalet duygusunu yok eden Cumhuriyet karşıtı, sahte millici söylem ve uygulamalarını görmezden gelmek, bunlara teorik kılıflar üretmek, neredeyse VP’nin günlük siyasetlerinin esasını oluşturmaktadır. AKP kuyrukçusu bu tavırların Türkiye’nin gerçekleri ve devrimci dinamikleri ile çatıştığı her noktada gerçeklerin çarpıtılması, hatta sık sık yalanlara başvurulması olağan hale gelmiştir.

İdeoloji; felsefi-teorik ve siyasi kavramları tekrarlamak değildir. Bunu sahte Marksist liberal solcular kavramların içeriğini boşaltarak yeterince yapıyor. Devrimci ideolojinin ruhunu, özünü oluşturan şey, onu benimseyenlerin, koşulların gerektirdiği siyaset ve taktikler ne olursa olsun, ruhen, manen, bütün benlikleri ve eylemleriyle, sözle eylem bütünlüğünü sağlayarak emekçi halkın özlem ve taleplerinin bir parçası olma çabasıdır. Oysa Vatan Partisi Genel Başkanı ve Merkez yönetimi, lafızda ne söylerse söylesinler, siyasi ve örgütsel pratikleriyle, devrimci ruha yabancılaşmışlardır. AKP yandaşlığı üzerinden nesnel olarak işçi ve emekçilerin karşısındaki mafyatik vurguncu, rantçı, tefeci sınıfların yanında yer alınmaktadır. Aynı zamanda, çağdaş, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi büyük kitleden de ruhen, manen kopulmuştur.

Genel Başkan’ın, “emekçi haklarına neden önem vermiyorsunuz” içerikli sorulara verdiği “servet düşmanlığı yapmayalım”, bir yöneticinin “Tayyip Erdoğan’a ne kadar güvenebiliriz” sorusuna verdiği “sana güvenmem, Erdoğan’a güvenirim” içerikli yanıtları, devrimci ideolojik rotaya ve devrimci ruhtan kopmanın tipik, çarpıcı örnekleridir. Bu tavırlar; kapitalistten işçi haklarını; ortaçağ güçlerinden yurttaşlığı, ulusalcılığı ve vatanseverliği; mafyalaşmış emperyalizmin uzantısı rantçı, vurguncu mafya ve tarikat güçlerinden üretim ekonomisini ve bağımsızlığı savunmalarını beklemek aymazlığı ve boş hayalciliği ile eş anlamlıdır.

Karşıdevrimci bir kampın trenine eklenmiş bir vagon olmayı kabullenmenin ve bunu Parti’nin devrimci kitlesine anlatma imkansızlığının kaçınılmaz sonucu olarak, sözkonusu gerçeği hatırlatan ve eleştirenlere yönelik hakaret ağırlıklı, kibirli, saldırgan ve dışlayıcı bir tutum alınmıştır. Bunun doğal bir parçası olarak da, demokratik merkeziyetçilik, kurumlaşma / kurumların inisiyatifi, canlı, üretici ve yaratıcı fikir ortamı ortadan kaldırılmıştır. Bunun önemli bir nedeni, kendi üye kitlesine, devrimci dinamiklerine dayanmaktan vazgeçmek, dolayısıyla bağımsız kişiliğine yabancılaşıp başka bir merkezin etki alanına girmektir. Kongre sürecinde bile, üyelerin raporu özgürce ve gönül rahatlığı içinde eleştirme hakkı ortadan kaldırılmış; eleştiride ısrar edenler hot zotlarla, hakaret ve aşağılamalarla susturulmaya çalışılmıştır. Üyelerin görevi, Genel Başkanın konuşmalarını kafa sallayarak ya da alkışlayarak onaylamaya indirgenmiştir.

Son 4-5 yıllık süreçte oluşan, 50 yıllık emeğin ürünü ve 2015’te zirveye ulaşan büyük devrimci enerjinin yok edildiği bu tablo, VP merkezinin önümüzdeki süreçte Türk Devrimine önderlik etme yeteneği ve güvenini yitirdiğini göstermektedir. Bu tablo, Parti’nin yerini, hayranlık duyulan tek adam Erdoğan benzeri, tek karar sahibi Doğu Perinçek’in aldığı, parti kurum, örgüt ve kadrolarının kişiliksiz, iddiasız, tartışmayan, sorgulamayan, sadece onaylayan, kafa sallayan memurlara ya da müritlere dönüştüğü şeyh-mürit ilişkisi benzeri bir yapıyı resmetmektedir.

Bütün bu nedenlerle, Vatan Partisi’nde bir devrimcinin yapacağı bir şey kalmamıştır. Başarısızlıkların, yanlışların düzeltilmesi ve aşılmasının koşulları yok edilmiştir. Devrimci kavram ve değerlerin kirletildiği, yozlaştırıldığı böyle bir yapıda kalmak, niyetimiz ne olursa olsun, kirlenmeyi, çürümeyi, yozlaşmayı paylaşmak anlamına gelecektir.

Bizler Vatan Partisi üyeliğinden istifa ederek, Türk devrimine ve Atatürkçü yurtsever devrimcilere verilecek zararların, enerji kaybının ve vicdanlardaki kirlenmenin bir nebze olsun azaltılmasına, Türk Devriminin dinamiklerine umut ve moral verebilecek yeni ufukların açılmasına hizmet etmiş olacağımıza inanıyoruz.

Mehmet Ulusoy / Teori dergisi E. Yazı Kurulu Sekreteri ve yazarı, 68’liler Birliği Vakfı E. Y. Kurulu üyesi.

Cemil Altaylı / İstanbul, Ressam.

Prof Dr. M. Can Akyolcu / İstanbul, 68’liler Birliği Vakfı E. Yönetim K. üyesi.

Hasan Toprak / Kağıthane E. İlçe Başk. ve Kurultay delegesi.

Fikret Babuş / 68’liler Birliği Vakfı E. Yönetim K. ve Mersin ADD E. Yönetim K. üyesi.

Hüseyin Yalçın / Çanakkale. 68’liler Birliği Vakfı E. Yönetim K. üyesi.

Fuat Ispalarlı / Haber-Sen (KESK) E. Yüneti K. üyesi.

Recai Altuntaş / İstanbul E. İl Sekreteri.

Bahri Karakuş / Avukat

Şükran Değrmenci / Balıkesir-Edremit.

Reklam
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.